CHP İLE İLGİLİ İDDİALAR GERÇEK Mİ?

CHP İLE İLGİLİ İDDİALAR GERÇEK Mİ?
CAMİLER KAPATILDI MI, GİRİŞLERİ JANDARMA DİKİLDİ Mİ GENELEV OLARAK KULLANILDI MI? Bu soruların cevabını CHP Kahramanmaraş Merkez Dulkadiroğlu İlçe Başkanı Ejder İşlek, düzenlediği basın toplantısında verdi.

CHP Kahramanmaraş Merkez Dulkadiroğlu İlçe Başkanı Ejder İşlek; partisinin camileri kapattığı, önlerine jandarma diktiği, camilere girişin yasaklandığı, camilerin ahır yapıldığı ve geneleve olarak kullanıldığı iddialarına cevap verdi.

 


Partisinin İl Başkanı Esat Şengül, Kadın Kolları Başkanı Füsun Zabun ve Merkez Onikişubat İlçe Başkanı Ünal Ateş ile birlikte parti il binasında bir açıklama yaptı. “İrticacı çevrelerden CHP’ye atılan iftiralar ve gerçekler” diyerek “CHP camileri kapattı! CHP camilerin önüne jandarma dikti! CHP halkın camilere girişini yasakladı! CHP camileri ahır yaptı! CHP zamanında Bursa ve Çanakkale’de genelev olarak kullanılan camiler var!” iddialarına açıklık getiren Dulkadiroğlu İlçe Başkanı İşyek, “Onlarca TV kanalında hemen her gün bu yalan ve iftiralar tekrarlanıp durur. Bunlarla mücadele etmek için elimizde birkaç gazete, bir TV ve sosyal medyadan başka imkanımız yok” diyerek şunları söyledi:

 

YALAN 1- ‘CAMİLERİ AHIR YAPTILAR’

 

25.4.2012 tarihinde, devrin başbakanı televizyon ekranlarına çıkmış, elinde 1936 tarihli Cumhuriyet Gazetesi, haykırıyor: ‘Bu ne insafsızlık, Seferihisar’da bir camiyi ahır yapmışlar’. Mustafa Kemal camiyi ahır yaptı, öyle mi? Buna kanıt olacak herhangi bir belge, bilgi veya şahit var mı? Yok.

 

Gerçek ne: Söz konusu cami işgal yıllarında bölgede yaşayan Rumlar tarafından tahrip edilmiş, 1936’da ise bizzat CHP hükümeti tarafından onarımı gerçekleştirilerek yeniden ibadete açılmıştır. Görüldüğü üzere yalanda sınır yok!

 

YALAN 2- ‘ATATÜRK ZAMANINDA GENELEV YAPILAN CAMİLER VAR’

 

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Abdullah Akın, üniversitenin TV kanalına çıkarak ‘1924 yılında camiler kapatıldı, Çanakkale ve Bursa’da genelev olarak kullanılan camiler var’ dedi.

 

Bu vahim olayı bilen, uyan olmuş mu? Belgesi, var mı? Ne belgesi var ne de şahidi. Sonradan anlaşılıyor ki bu zat, AKP yandaşı kanallarda ‘tarih sohbetleri’ yapan, sözde tarihçi Kadir Mısırlıoğlu’nun yalancısı! Mısırlıoğlu 2012 yılında bir programda ‘ İsmet Paşa döneminde, Çanakkale’de bir cami kerhane yapılmıştır, Sebilürreşad koleksiyonuna baksınlar, fotoğrafı var’ demişti.

 

Bu dergi 1908’de Mehmet Akif Ersoy’un kuruculuğunda ‘Sırat-ı Müstakim’ adıyla çıktı ve 1912’de ‘Sebilürreşad’ oldu. 1966 da ise kapandı. 2016’da, AKP’li Bağcılar Belediyesi bu derginin tüm eski sayılarını, günümüz Türkçesiyle sayı sayı, cilt cilt, yeniden bastırdı. Bu derginin hiçbir yerinde, yapılan hayâsız iddiaya dair ne bir yazı, ne de bir resim bulunmuyor. Yalan olur da, bu kadarı da olmaz ki!

 


 

YALAN 3- ‘İSMET PAŞA CAMİLERİ KAPATTI, ÖNÜNE JANDARMA DİKTİ, HALKIN CAMİLERE GİRİŞİNİ YASAKLADI’

 

İşte bu gerçek! Öyle bir örnek vereceğiz ki, yalan ve iftirayı yaşam biçimi ve siyasi ahlak haline getirenler, güzel bir ‘oh’ çekebilirler!

 

İkinci Dünya Savaşı yılları… Atatürk aramızdan ayrılmış, İsmet İnönü cumhurbaşkanı seçilmişti. Hitlerin orduları Avrupa ülkelerini birer birer ezip geçiyordu. Alman tankları Fransızların asla geçilemez dedikleri Maginot hattını bile geçmişti. Daha 1941 yılında 13 ülke teslim bayrağını çekmiş, Alman orduları Türkiye sınırına dayanmıştı. Türkiye de boş durmuyordu… Alman tanklarına karşı Trakya’nın altına binlerce KORUGAN yapılmıştı. Bununla yetinilmemiş, Alman ordularının İstanbul’a girişini önlemek için Çatalca-Büyükçekmece hattına Maginot hattının bir benzeri ÇAKMAK HATTI inşa edilmişti. Alman tanklarına karşı önlem alınmıştı.

 


Peki ya Alman uçakları? Alman uçakları İstanbul’u bombalarsa? Tarihimizin maddi manevi en değerli hazineleri, kutsal emanetler ne olacaktı? Bir Alman taarruzuna karşı kutsal emanetlerin Alman uçaklarının menzili dışında bir yere taşınmasına karar verildi. İnönü her şeyin gizlilik içinde yapılmasını, Almanların kutsal mekânlara dokunmaktan çekinmeyeceklerinin hesaba katılmasını istedi.

 

Düşünüldü taşınıldı, İstanbul saray ve müzelerindeki tüm değerli eşyaların Anadolu’nun ortasında Niğde ve Ulukışla’da dini mabetlere saklanmasına karar verildi. Özel tren hazırlandı. İçi çinko, özel bölmeli sandıklar yaptırıldı. Topkapı sarayı, Dolmabahçe Sarayı ve İstanbul Arkeoloji Müzesindeki kutsal emanetler, Hazreti Muhammed’in hırkası, mühürü, kılıcı, oku, yayı, Kâbe’nin anahtarı, Hz. Osman’ın kanlı Kuran’ı Kerim’i,  padişahların tahtları, eşyaları, hazine, silah, tablo, porselen, paha biçilmez el yazması eserler, büyük bir gizlilikle ve titizlikle sandıklara yerleştirildi.

 

1942 yılı… Alman ordularının Trakya sınırımıza dayandığı o günlerde… Bir gece 391 sandık… 48 vagona yerleştirildi. Tren, paha biçilmez değerdeki yüküyle, büyük bir gizlilik içinde ve koruma altında, Anadolu’nun ortalarına doğru hareket etti. Kutsal emanetler ve paha biçilmez değerdeki mücevher ve el yazması eserle Niğde’de Ak Medrese ve Sarı Han ile Ulukışla’da bir camiye yerleştirilir.

 

Her şey gizlilik içinde yapılmak zorundadır. Yerel yöneticilere bile bilgi verilmez. Camilerin etrafına özel askeri birlikler konuşlandırılır. Bu ibadet yerlerine kimse yaklaştırılmaz.

 

1943 yılında İnönü, Churchill ile görüşmek üzere Adana’ya giderken treni Ulukışla’da durdurur… Kutsal emanetlerin saklandığı 3 binayı teftiş eder… Kendisi bile içeri girmez, Birliğin komutanından bilgi alır… Ayrılırken de ‘Bize emanet, size emanet… Gözüm arkada kalmasın’ der.

 

Dört sene geçer, savaş biter… Dünyaya sükûnet hâkim olur. Kutsal emanetler 1947 yılında tekrar getirilir… Saray ve müzelerdeki yerlerine konur…

 

Yıllar geçse de ne İnönü, ne CHP bu konudan söz etmez… Kendilerine bir paye çıkarmaz… Bunu fırsat bilen Cumhuriyet düşmanları 70 yıldan beri ‘ İnönü camileri kapattı’ yalanını yayarlar. Hatta daha da azar, kapatılan camilerin çevresindeki koruma askerlerinin atlarını bahane edip ‘İnönü camileri ahır yaptı’ işlerler de işlerler…

 

Cumhuriyetimizin varlığına ve onu kurucu iradesine karşı girişilen bu saldırılar karşısında sessiz kalmayacağımız açıktır. CHP olarak Diyanet’e, İlahiyatçılarımıza ve gerçek din adamlarına sesleniyoruz: Bu kendini bilmez din bezirganlarına hadlerini bildirin. Bunlar sadece milli değerlerimize değil, kutsal dinimize de ciddi zararlar veriyorlar. İktidar sahiplerine de sesleniyoruz: Bu adamları himaye etmeyin, din üzerinden siyaset yapmanın üç-beş oy dışında bir getirisinin olmayacağını görerek zaman geçirmeden gerekli tedbirleri alın. Gün, milli ve manevi değerlerde birleşme ve bütünleşme günüdür! İktidar olsun, muhalefet olsun herkesin öncelikli görevi bu değerlere gerekli hassasiyeti göstermektir.”

 

MARASPOSTA.COK  / AKİF ARSLAN

 

Güncelleme Tarihi: 15 Mart 2018, 09:17

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER

Canlı Skor