mahmutyardimcioglu@gmail.com
İttifak siyasetinin kalıcılaştığı bir dönemde milliyetçi hareket içinde asıl tartışma, iktidar ya da muhalefet olmak değil; kimliği nasıl koruyacağı meselesidir. “Balkon” metaforu, tam da bu mesafe stratejisinin sembolü olabilir.
Devlet Partiden Büyük Mü?
Yaşar Yıldırım’ın Balkondan Seyretmek adlı eseri, klasik bir siyasi hatırat değil; bir konumlanma metni olarak okunmalıdır. Ancak kitabı önemli kılan yalnızca içeriği değil, yazarın siyasal tecrübesidir.
Yıldırım’ın hem Milliyetçi Hareket Partisi geleneğinde hem de Büyük Birlik Partisi’nde Genel Başkan Yardımcılığı görevinde bulunmuş olması, metni parti içi bir muhasebenin ötesine taşır. Bu biyografik arka plan, eseri milliyetçi hareketin farklı damarları arasında dolaşan bir “devlet refleksi” tartışmasına dönüştürür.
Metnin merkezinde devlet vardır. Ancak burada devlet, bir yönetim aygıtı değil; tarihsel sürekliliğin ontolojik zemini olarak ele alınır. “Beka” kavramının güçlü biçimde vurgulanması, bu çerçevenin doğal sonucudur. Devlet, tercihe bağlı bir araç değil; siyasal düzenin varlık koşuludur.
Milliyetçi Harekette Kurumsal Çeşitlilik
Türk milliyetçi hareketi tek bir kurumsal yapıya indirgenemez. Aynı ideolojik kökten beslenen fakat farklı siyasal yöntemler geliştiren yapılar ortaya çıkmıştır.
Milliyetçi Hareket Partisi daha disiplinli teşkilat yapısı ve devlet merkezli refleksiyle öne çıkarken; Büyük Birlik Partisi daha muhafazakâr-manevi referanslı bir siyaset dili üretmiştir.
Bu ayrışma çoğu zaman ideolojik kopuş olarak sunulsa da gerçekte daha çok stratejik farklılaşmadır. Balkondan Seyretmek, bu iki çizgi arasında bir sentez arayışı gibidir: Devlet aklı ile ahlaki siyaset vurgusunun dengesi.
Balkon: Pasiflik Değil Mesafe Stratejisi
Kitabın başlığındaki “balkon”, edilgen bir geri çekilişi değil; bilinçli bir mesafe üretimini simgeler. Balkon, tamamen dışarı çıkmak değildir; içeride kalıp yukarıdan bakmaktır.
2017 sonrası sistem değişikliği ve ittifak siyasetinin kurumsallaşması, ideolojik partiler için iki temel risk doğurdu: kimlik erozyonu ya da radikal savrulma.
Metnin önerdiği üçüncü yol ise şudur:
İttifak içinde kal, fakat kimliğini muhafaza et.
Bu, çatışmacı bir muhalefet dili değil; sistem içi mesafe üretimidir. İttifakı reddetmez, ancak ideolojik asimilasyona karşı temkinli bir duruş sergiler.
Türkeş’ten Yazıcıoğlu’na Uzanan Hat
Alparslan Türkeş devlet aklı ve teşkilat disipliniyle anılırken; Muhsin Yazıcıoğlu ahlaki siyaset vurgusuyla öne çıkmıştır.
Balkondan Seyretmek, bu iki tarihsel hattın geriliminden beslenen bir metindir. Hem güvenlik merkezli devlet refleksini korur hem de ahlaki tutarlılık arayışını sürdürür. Bu yönüyle kitap, milliyetçi hareket içinde bir taraflaşma değil; denge arayışıdır.
Elitler Değişir, Refleks Kalır Mı?
Siyasal elitler parti değiştirebilir. Ancak ideolojik çekirdek çoğu zaman sabit kalır. Yıldırım’ın farklı milliyetçi yapılarda görev almış olması, kurumsal geçişlere rağmen devlet merkezli paradigmanın sürekliliğini gösterir.
Bu durum, milliyetçi siyasetin parti sınırlarından daha geniş bir “devlet aklı” üretmiş olabileceğini düşündürmektedir.
Son Söz
Bu eser bir kopuş çağrısı değildir. Aynı şekilde bir teslimiyet metni de değildir. Daha çok, ittifak çağında kimlik koruma refleksinin düşünsel kaydıdır.
Bugün Türk siyasetinde asıl mesele yalnızca iktidar ya da muhalefet olmak değildir. Asıl soru şudur:
İttifaklar güç üretirken, kimlik erir mi?
Devlet aklı korunurken, parti hafızası silinir mi?
Balkon, bu gerilimin mekânıdır.
Ne tamamen içeridesinizdir ne de tamamen dışarıda.
Ancak siyaset acımasızdır.
Siyaset
Mesafe üretemeyenler erir.
Kimliğini koruyamayanlar savrulur.
Devlet adına konuşup siyasal irade gösteremeyenler ise tarihte özne değil, araç olur.
Ve tarih şunu açık biçimde gösterir:
Kimliğini koruyamayan hiçbir hareket, devleti de koruyamaz.
https://enguncelhaber.com.tr/