Bugün Sevinç ile Hüznün Buluştuğu Gün

Bugün Sevinç ile Hüznün Buluştuğu Gün

AKİF ARSLAN yazıyor

Bayram sabahları, insanın içine tarif edilmesi güç bir duygu çöker. Bir yanımız çocukluğumuzun o tarifsiz heyecanıyla dolup taşarken, diğer yanımız sessizce eksilenleri sayar. İşte bayram, tam da bu yüzden sadece bir sevinç değil; aynı zamanda derin bir hüzün mevsimidir.

Güne erken başlarız bayramlarda. Sokaklar henüz uyanmamışken evlerin içi telaşla doludur. Yeni kıyafetlerin kokusu, mutfaktan yükselen tatlı telaşı, kapıdan çıkarken edilen dualar… Her şey, yıllardır değişmeyen bir ritüelin parçasıdır. Ama insan büyüdükçe fark eder ki o ritüelin içinde bazı sesler eksilmiştir. Eskiden kapıyı açan bir el, sofrada başköşeye oturan bir yüz, bayram harçlığı verirken gözlerimize bakan bir çift göz artık yoktur.

Bayramın en ağır tarafı da belki budur: Eksikler.

Bir zamanlar kalabalık olan sofraların seyrekleşmesi, gürültülü kahkahaların yerini mahcup tebessümlerin alması… Mezarlık ziyaretleri de işte bu yüzden bayramın ayrılmaz bir parçasıdır. Çünkü biz, sevinci paylaşırken hüznü de unutmayan bir milletiz. Bayramda sadece yaşayanları değil, aramızdan ayrılanları da hatırlarız. Onlara dua eder, sanki hâlâ bizimleymiş gibi içimizden konuşuruz.

Ama tüm bu hüzne rağmen bayram, yine de umudun adıdır.

Çocukların gözlerindeki ışıltı, kapı kapı dolaşırken topladıkları şekerler, büyüklerin ellerini öperken hissettikleri o saf heyecan… Hayatın devam ettiğini, sevincin nesilden nesile aktarıldığını hatırlatır bize. Belki de bayramın en güzel yanı budur: Acının içinde bile sevinci büyütebilmek.

Bugünlerde teknolojiyle kısalan mesafeler, aslında kalplerdeki uzaklığı bazen daha da belirgin hale getiriyor. Bir mesajla, bir görüntülü aramayla bayramlaşmak mümkün artık. Ama hiçbir ekran, o eski sarılmaların sıcaklığını veremiyor. Çünkü bayram dediğin, sadece sözle değil; yürekle, temasla, göz göze gelmekle yaşanır.

Belki de bu yüzden bayramlar bize şunu fısıldar:

Sevdiklerinizi ertelemeyin. Bir telefonu, bir ziyareti, bir “nasılsın”ı geciktirmeyin. Çünkü bayram, sadece takvimdeki bir gün değil; insanın içindeki merhametin, vefanın ve hatırlamanın adıdır.

Evet, bayram sevinçtir.

Ama aynı zamanda, geçmişin ince bir sızısıdır.

Ve biz, her bayramda o iki duyguyu aynı kalpte taşımayı öğreniriz.

Belki de insanı insan yapan tam olarak budur.