Kahramanmaraş’ta “Büyükşehir” Tartışması: Sorun Bina mı, Zihniyet mi?

Kahramanmaraş’ta son dönemde artan konut projeleri, TOKİ yatırımları ve şehir merkezindeki yeni yapılaşmalar, kentin “büyükşehir” kimliği üzerine tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. Gazeteci Bekir Doğan, kaleme aldığı yazısında büyükşehir olmanın yalnızca fiziki büyümeyle değil, toplumsal ve ahlaki dönüşümle mümkün olacağını vurguladı.

6 Şubat depremlerinin ardından şehirde ciddi bir nüfus hareketliliği yaşanmasına rağmen trafik yoğunluğunun devam ettiğine dikkat çekilen değerlendirmede, devletin deprem sonrası süreçte tüm imkânlarıyla sahada olduğu belirtildi. Yeni konutlar, köy evleri ve iş merkezlerinin hızla yükseldiği Kahramanmaraş’ta, asıl meselenin yapı sayısı değil, toplumsal bakış açısı olduğu ifade edildi.

Doğan, ekonomik büyüme ile algı arasındaki çelişkiye de dikkat çekti. Küçük esnaflıktan KOBİ ölçeğine ulaşan işletmelerin artmasına rağmen, şehirde yaygın bir “iş yok” söyleminin hâkim olduğunu belirten Doğan, bu durumun gerçek tabloyla örtüşmediğini savundu. Her çalışanın bireysel araç kullanmasının trafik sorununu artırdığına işaret eden Doğan, ekonomik hareketliliğin devam ettiğini ancak toplumsal mutsuzluğun derinleştiğini dile getirdi.

Yazıda, kamuoyunda sıkça dile getirilen “yolsuzluk” iddialarının çoğu zaman somut bilgiye dayanmadan konuşulduğu vurgulandı. Dedikodu, iftira ve gıybetin toplumsal ahlaka zarar verdiğini belirten Doğan, bu söylemlerin bireyleri farkında olmadan günaha sürüklediğini ifade etti.

Soğuk havalar taze sıkım meyve suyuna ilgiyi artırdı
Soğuk havalar taze sıkım meyve suyuna ilgiyi artırdı
İçeriği Görüntüle

“Büyükşehir olmanın tabelayla değil, ahlakla mümkün olacağı” görüşünü savunan Doğan, şehirlerin gerçek anlamda büyümesinin ancak vicdan, güven ve helal kazanç bilinciyle gerçekleşebileceğini belirtti. Toplumsal dönüşüm sağlanmadan fiziki büyümenin kalıcı bir gelişme getirmeyeceği vurgulandı.

Kahramanmaraş’ta büyükşehir olma tartışmaları sürerken, bu değerlendirme kentte yalnızca altyapı ve bina yatırımlarının değil, sosyal ve kültürel dönüşümün de ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gündeme taşıdı.