Çocukluğumu hatırladım

Çocukluğumu hatırladım

AKİF ARSLAN YAZIYOR

Uzun zamandır kar yağmıyordu…

Üç-dört yıldır yağışlar, ya şöyle bir ıslatıp geçiyor ya da hiç uğramıyordu. Kuraklık hem ülkemizde hem de benim memleketim Kahramanmaraş’ta en ileri safhaya ulaşmıştı.

Dereler kurumuş, barajlardaki su seviyesi neredeyse sıfır kotuna kadar düşmüştü. İçme suyumuzun sağlandığı barajlarla ilgili haberleri izlerken, meslektaşlarımızın ajanslara geçtiği o endişe verici bilgileri üzülerek takip ediyordum.

Önceki gün Valilik, Büyükşehir Belediyesi, Milli Eğitim Müdürlüğü gibi kurumların geçtiği bilgi notlarına bakarken kendi kendime, “Yahu, bu havada okul tatil edilir mi?” diye düşünmeden edemedim.

Ama gelin görün ki devletimizin meteorolojisi ısrarla çarşamba ve perşembe günleri için yoğun kar yağışı uyarısı yapıyordu.

Salı gecesi uyumaya çalışırken bile “Acaba kar yağar mı?” düşüncesi beynimi kurcalıyordu. Küçükken, ortaokula giderken öğrenmiştim; “Hava önce iyice soğur, ardından birden ısınır ve sonra kar yağardı”. Nitekim geçen hafta sonu ve bu haftanın başında gündüzleri yazdan kalma günler yaşadık, geceleri ise adeta don vurdu.

Meteorolojinin uyarılarını dikkate alan Valilik, yerinde ve hızlı bir kararla okulları il genelinde tatil etti. Başta Büyükşehir Belediyesi olmak üzere, Dulkadiroğlu ve Onikişubat belediyeleri de karla mücadele için erkenden tedbirlerini aldı.

Takvimler Çarşamba’yı gösterdiğinde kar yağışı başladı. Lapa lapa olmasa da tutacak gibiydi. Tahminlere göre il merkezinde kar kalınlığı 15-20 santimetreyi bulacaktı. Sabahın erken saatlerinden (03.00-04.00) akşamın ilk vakitlerine, hatta gecenin ilerleyen saatlerine (08.00) kadar kar yağışı sürdü.

Gelen haberler ve sosyal medya paylaşımlarına bakılırsa, kar Kahramanmaraş’ı teslim almıştı. Şehrin ana arterleri Büyükşehir Belediyesi’nin gayretiyle açık tutulurken, iki ilçe belediyemiz de bu konuda üzerlerine düşeni fazlasıyla yaptı.

Tüm bunlar olurken çocukluğumu hatırladım…

Tekke’de otururken Dumlupınar İlkokulu’na, Gazi Ortaokulu’na ve Ticaret Lisesi’ne gittiğim günleri düşündüm. O zamanlar yağan karları hatırladım. Okul tatili mi? Açıkçası kar nedeniyle okulun tatil olduğunu hiç hatırlamıyorum. Karla okula gider, karla eve dönerdik.

Liseye giderken sabah karla okula, öğlen karla matbaaya, akşam da yine karla eve dönerdim. Kimse bundan şikâyet etmezdi; çünkü kış, kış gibi yaşanırdı.

Rabbim; insanların, hayvanların ve nebatların ihtiyacı kadar yağmuru ve karı yağdırıyor. Lakin biz insanoğlu çoğu zaman bunun kıymetini bilmiyoruz.

Atalarımız ne güzel söylemiş:

“Yaz, yazlığını; kış da kışlığını yaşamalı…”