Her Hafta Bir Kredi Kartı Yediğinizi Biliyor musunuz?
Bir sabah su içiyorsunuz.
Bir parça ekmek, belki biraz peynir.
Günün sıradanlığı içinde, fark edilmeden sofraya bir şey daha geliyor:
plastik.
Ne tadı var.
Ne kokusu.
Ama orada.
Mikroplastik Nedir ve İnsan Vücuduna Nasıl Giriyor?
Son yıllarda sıkça aktarılan çalışmalar, insanların haftada ortalama bir kredi kartı ağırlığında, yani yaklaşık 5 gram mikroplastik aldığına işaret ediyor. Bu rakam kesin bir bireysel ölçüm değil; bilinçli olarak seçilmiş bir uyarı metaforu.
Ancak işaret ettiği gerçek ağır.
Mikroplastik kirliliği artık yalnızca denizlerde ya da doğada değil; insan bedeninde de karşılık buluyor. Mikroplastikler suyla, gıdayla ve soluduğumuz havayla vücuda giriyor.
Plastik artık yalnızca çevrede değil, bedende.
Plastik Poşet Nasıl Bir İlerleme Sembolüydü?
Bu noktaya bir gecede gelmedik.
Plastik, özellikle de poşet, ilk ortaya çıktığında çevrenin düşmanı değildi. Aksine, ilerlemenin sembolüydü. Hafifti, ucuzdu, dayanıklıydı. Camın kırılganlığına, metalin ağırlığına, kâğıdın dayanıksızlığına karşı güçlü bir çözümdü. Hijyen sağlıyordu, taşımayı kolaylaştırıyordu. Ağaç kesimini azaltacağı düşünülüyordu.
Bir dönem bez çanta zahmetti, plastik poşet modernlikti.
Sorun plastiğin kendisi değildi.
Sorun, onunla kurduğumuz aceleci ilişkiydi.
Plastiği Mucize Yapan Özellik Felakete Nasıl Dönüştü?
Plastiği mucize yapan özellik, onu felakete dönüştüren şeyle aynıydı: yok olmaması.
Dakikalar içinde kullanılan bir poşet, doğada onlarca yıl kalabiliyordu. İnsanlık, zamanla uyumsuz bir malzeme üretti. Tek kullanımlık tasarlanan ama kalıcı olan bir madde.
Modern çağın ortak refleksi burada devreye girdi. Birçok maddede olduğu gibi, önce kullandık; sonra zararını sormaya başladık. Asbestte böyle oldu. DDT’de böyle oldu. Kurşunlu benzinde böyle oldu. Bu kez plastikle tekrarlandı.
Kasıt yoktu belki.
Ama hız vardı.
Konforun temposu, bilimin temkinini geçti.
Mikroplastik ve İnsan Sağlığı İlişkisi
Bugün mikroplastikler suyla temas ediyor.
Gıdayla karışıyor.
Soluduğumuz havaya karışıyor.
Vücuda giriyor.
Kanda.
Akciğerde.
Hatta plasentada izlerine rastlanıyor.
Mikroplastiklerin insan sağlığı üzerindeki etkileri hâlâ araştırılıyor. Ne kadarının vücuttan atıldığı, ne kadarının biriktiği net olarak bilinmiyor.
“Bilmiyoruz” demek zayıflık değil.
En güçlü alarm.
Yeşil Dönüşüm Gerçekten Temiz mi?
Ve şimdi, yeni bir eşiğin tam kenarındayız.
Elektrikli araç pilleri, güneş panelleri, rüzgâr türbinleri ve giderek yaygınlaşan elektrik depolama bataryaları, iklim kriziyle mücadelede fosil yakıtlara göre çok daha düşük emisyon üretiyor. Bu doğru. Yeşil dönüşüm iklim açısından zorunlu ve hayati.
Ancak temiz enerji teknolojilerinin de bir izi var.
Madencilikten üretime, kurulumdan ömür sonu yönetimine uzanan maddi ve çevresel bir iz.
Elektriği yalnızca üretmek değil, depolamak için kurulan büyük ölçekli batarya sistemleri; lityum, nikel ve nadir toprak elementleri üzerinden yeni bir hammadde baskısı yaratıyor. Güneş panelleri bir gün sökülecek. Rüzgâr türbinlerinin devasa kanatları bir gün ömrünü tamamlayacak.
Bugün “temiz” dediğimiz bu sistemlerin, yarın nasıl söküleceği, nasıl taşınacağı ve nasıl dönüştürüleceği sorusu henüz yeterince yüksek sesle sorulmuyor.
Plastikte Yapılan Hata Tekrar mı Ediliyor?
Plastikte aynı hatayı yaptık.
Önce hayatımıza aldık.
Sonra bedelini hesaplamaya başladık.
Dayanıklılığıyla övündüğümüz bir malzemenin, bedende ve doğada kalıcılığa dönüşeceğini geç fark ettik. Şimdi benzer bir hızla “yeşil” dediğimiz malzemeleri büyütüyoruz.
Asıl soru şu:
Bu kez bedeli önceden mi hesaplıyoruz,
yoksa yine sonradan mı fark edeceğiz?
Demem o ki;
Yeşil olan her şey otomatik olarak temiz olmuyor.
Temizlik; yalnızca bacadan çıkan gazla değil, toprağa, suya ve geleceğe bırakılan yükle ölçülüyor. Eğer yeşil dönüşümü yalnızca hız ve ölçek üzerinden okursak, plastik çağında yaptığımız aceleciliğin yeni bir versiyonunu üretmiş oluruz.
Ve yıllar sonra,
“iyi niyetle başlamıştı” cümlesi
bir kez daha geç kalmış bir teselliye dönüşür.
Sorun fark edildiğinde çözüm başlar.
Acele kutsallaştırıldığında ise,
en temiz görünen dönüşüm bile
geride yeni bir enkaz bırakabilir.
https://www.dogayidinle.com/