Türkiye'de bu yıl pilot uygulama başlatılan Emisyon Ticaret Sistemi ile karbon, ilk kez piyasada fiyatlandırılan bir hale geliyor. Bu gelişme, karbon salımını takip eden kontrol sayfasında çalışmaya başlayan şirketler için maliyetleri arttırırken, süreleri ve riskleri de büyütüyor. TÜRKKEP'e göre kalıcı çözüm; kağıt, plastik, baskı, arşiv ve lojistik gibi karbon üreten fiziki iş süreçlerini dijitalleştirerek emisyonu kaynağında doldurmadan geçiyor.

Türkiye'de karbon ticaretiyle ilişkiler, artık yalnızca bir sorumluluk sorumluluğu altında ele alınan bir konu oluşmak üzere ortaya çıkıyor. Yılın ikinci yarısında devreye girecek Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) ile birlikte karbon salımı, rakip mali güç ve rekabet gücü doğrudan yeni bir parametreye dönüşüyor. Özellikle sanayi, enerji ve ihracat odaklı sektörlerde faaliyet gösteren faaliyetler için karbon, raporlanan bir göstergeden ziyade bütçelere yansıyan ve sürdürülebilir olması somut bir risk alanı oluşmaktadır.

ETS kapsamında, belirli sektörlerde faaliyet gösteren işletmelerin emisyon emisyonları tanımlanıyor; Kaydedilen boyutları aşanlar karbon dağıtımını satın alma, ilave mali yükler ve yaptırımlarla karşı karşıya kalıyor. Sınırların kalan şirketlerinde ise ek maliyetlerden kaçınmanın yanı sıra, kullanmadıkları dağıtımatları eksik satabilme imkanı elde ediliyor. Kağıt tüketimi, baskı paketleri, arşivleme, evrak paketleme ve lojistik faaliyetleri gibi fiziki iş parçaları ise hem karbon hem de plastik büyüme yükünün önemli bir bölümü oluşur. Dijital dönüşüm, bu düzenli aralıklı çalışmak yerine en sonunda ortadan kaldırmayı gerektirmeyen kalıcı bir yaklaşım olarak öne çıkıyor.

Turkkeep (2)

KEP İK® ile insan kaynakları iletişiminde %70’e varan tasarruf
KEP İK® ile insan kaynakları iletişiminde %70’e varan tasarruf
İçeriği Görüntüle

Olcay Yıldız: “Karbon Bedeli Değil, Karbonu Neden Ürettiğimiz Önemli Olmalı”

Emisyon Ticaret Sistemi'ni sadece karbon bedeli üzerinden okumanın eksik bir bakış açısıyla genişlemeyi vurgulayan TÜRKKEP Genel Müdürü Olcay Yıldız, " Asıl mesele, bu dönemde hangi refleksle yaklaştığı. Şu anda karbon riski, sertifika ya da son dakikalarla yönetebileceğini düşünerek satın almalar var bu maliyetten kurtulamıyor, yalnızca bütçesi olabiliyor. ETS ile artık birlikte olmak için soru 'karbon bedelini nasıl öderim' değil, 'bu karbonu neden üretiyorum' olmalı. Kağıt, plastik, baskı, arşiv ve lojistik gibi fiziksel belgeler, yoğun miktarda bir bölüm oluşturuluyor.

KEP (Kayıtlı Elektronik Posta), KEP İK, e-İmza, e-Belge, e-Saklama ve e-Mühür gibi ürünlerle şirketler, günlük operasyonlarındaki fiziki radyasyonun ortadan kaldırılması emisyonu daha işin en başında düşebiliyor. Biz TÜRKKEP olarak sunduğumuz hizmetlerle birlikte hem dijital dönüşüm yolculuğuna katkı sağlıyor hem de ETS'nin getirdiği maliyet baskısını kalıcı biçimde yönetecekleri bir yapı kurmalarına destek sağlayacak ” dedi.

“SKDM Bu Sürecin Daha Fazlası da Kritik Hale Getiriyor”

Avrupa Birliği'nin (AB) sera emisyonlarını 2030 yılına kadar yaklaşık yüzde 50 oranında azaltma ve 2050'de karbon-nötr olma hedefi markası gelişmiş Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması'nın (SKDM), karbonun maliyetie dönüştüğü bu sürecin daha da kritik hale getirilmesine dikkat eden Yıldız, “ SKDM, yüksek karbon içeriğine sahip olan AB'ye sahip olandan, mevcut olan karbon salımı üzerinden ek vergilendirilmesini öngören bir. Yönetme ve finansman şirketleri, yalnızca Türkiye'de ETS kapsamında değil, ihracatta doğrudan maliyetle karşı karşıya kalacak. İşe devam edecek ve karbon salımını azaltan şirketler hem ETS hem de SKDM açısından çok daha hazırlıklı ve dayanıklı bir yapı kurmuş .