Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Kahramanmaraş İl Başkanlığı, kapsamlı Faaliyet Değerlendirme Toplantısını yoğun katılımla gerçekleştirdi. 2025 yılı boyunca yürütülen teşkilat çalışmalarının ele alındığı toplantı, saygı duruşu, İstiklal Marşı ve Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı.

Toplantıya; partinin il ve ilçe teşkilatları, kadın kolları, gençlik kolları, ülkücü camianın emektar isimleri, genç ülkücüler ve basın mensupları katıldı. Program, yalnızca bir yıl değerlendirmesi değil; MHP’nin Kahramanmaraş’taki siyasi duruşunun, ideolojik çizgisinin ve devlet merkezli bakışının güçlü şekilde ortaya konulduğu bir istişare zemini oldu.
Toplantının ana konuşmasını yapan Mansur Metehan, konuşmasına dava büyüklerine ve teşkilat emektarlarına teşekkür ederek başladı. Değerlendirme toplantısının amacını net ifadelerle ortaya koyan Metehan, şunları söyledi:

"MHP Kahramanmaraş İl Başkanlığı 2025 yılı değerlendirme toplantısına teşriflerinden ötürü davamızın emektarı büyüklerimize saygılarımı sunuyor, genç ülküdaşlarıma teşekkür ediyorum.
2026 yılının ilk günlerinde icra ettiğimiz bu toplantı, 18 Temmuz 2025 tarihinden beri süregelen bir mücadelenin istişaresidir. Bu toplantı, görevimizde geçen günlerin hesabını başta Bilge Liderimiz, Türkmen Beyimiz Sn. Devlet Bahçeli olmak üzere ülküye inanmış ve adanmış gönüllere, bizimle yol yürüyen gönül erlerine vermenin ağırlığıyla kaimdir.
Bugün burada Liderimiz, Genel Başkanımız Sn. Devlet Bahçeli’nin çizdiği yolda Türk devletinin ve Türk milletinin karşı karşıya bulunduğu riskleri ve sorumlulukları bütün açıklığıyla ortaya koymanın zorunluluğuyla konuşuyoruz.
Biz burada geçmiş günleri süslemek ya da yapılanları parlatmak için değil; nerede durduğumuzu, hangi çizgide yürüdüğümüzü ve hangi istikametten asla sapmayacağımızı milletin huzurunda bir kez daha haykırmak için bulunuyoruz.
Bizim siyasetimizde makamlar, teşkilatın yükünü almak, bir davanın sorumluluğunu üstlenmek içindir. Bizim siyasetimizde kürsüler, “Ben ülkücüyüm” diyen orta öğretimli genç kardeşimden taş medreseli büyüğüme dek hesap vermek içindir. Bizim siyasetimizde ülkü, çıkarların değil yüreklerin konuştuğu bir vazife biçimidir.
Bugün dünya, siyasi sarsıntıların, silahlı çatışmaların, sistemsel çözülmelerin ve derinleşen adaletsizliklerin gölgesinde istikrarsız bir tabloyla karşı karşıyadır. Küresel düzenin çözülmeye yüz tuttuğu, dengelerin bozulduğu, güç mücadelesinin ahlaki ve hukuki sınırları zorladığı bir dönemden geçilmektedir.
Böyle bir ortamda hangi denklemin nasıl çözüleceği, çözülse bile ne tür sonuçlar doğuracağı belirsizdir. Bu belirsizlik hali, yalnızca devletleri değil, milletlerin geleceğe dair güven duygusunu da doğrudan etkilemektedir.
Ancak böylesi karmaşık ve kaotik bir küresel tabloda Türkiye için tarihî bir imkân alanı da ortaya çıkmıştır. Çünkü bu millet, kriz zamanlarında savrulan değil, kenetlenen; tehditler karşısında geri çekilen değil, direnen bir karaktere sahiptir.
Bin yıldır Anadolu’yu yurt tutan Türk milleti, bu coğrafyada gelip geçici bir varlık olmadığını ağır bedeller ödeyerek ispatlamış, vatanını yalnızca toprak parçası olarak değil, ortak kaderin ve kardeşliğin mekânı olarak görmüştür.
Bu topraklar, üzerinde yaşayan beşeri cevherin birlik ve dayanışmasıyla anlam kazanmış; farklılıklar ayrışmanın değil, aynı kader etrafında birleşmenin unsuru hâline gelmiştir.
Türk milletinin tarih boyunca karşılaştığı nice acı, birlikte yaşama iradesini zayıflatmamış; bilakis bu iradeyi daha da güçlendirmiştir.
Küresel güçlerin, emperyalist odakların ve bölücü projelerin hedefi hâline getirilen milli birlik duygusu, her defasında milletimizin sağduyusu ve dirayetiyle korunmuştur.
Türk milletine ruh veren her ferdimiz, yöresel, kültürel ya da dilsel farklılıkların çok üzerinde bir kardeşlik bilinciyle hareket etmiş; ortak vatanda ortak geleceği savunmuştur.
Türkiye Cumhuriyeti, 1980’li yıllardan bu yana bölücü terörle kesintisiz bir mücadele yürütmüştür.
Bu mücadele; haklıdır, meşrudur, hukukidir ve milletimizin varlığını korumaya yöneliktir. Türk devleti, terör karşısında ne tereddüt etmiş ne de geri adım atmıştır.
Bugün gelinen noktada, terörle bir sonuca ulaşmanın mümkün olmadığı, silahın ve şiddetin hiçbir sorunu çözmediği artık herkes tarafından açıkça görülmektedir. Bu gerçeklik, terörsüz bir Türkiye hedefinin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur.
Milliyetçi Hareket Partisi’nin terörsüz Türkiye anlayışı; teslimiyetin değil, tasfiyenin; yumuşamanın değil, egemenliğin; belirsizliğin değil, devlet iradesinin ifadesidir. Bu hedef, terörle mücadelenin sona erdirilmesi değil; terörün her yönüyle ortadan kaldırılmasıdır.
Bilge Liderimiz Devlet Bahçeli’nin ortaya koyduğu çerçeve son derece nettir: Terörsüz Türkiye hedefi, terörle mücadeleden vazgeçmeden, devleti suçlayan dillerden uzak durarak ve terörle arasına mesafe koyamayan yapılarla kesin biçimde yolları ayırarak mümkün olabilir.
Bu yaklaşım, siyasi bir manevra değil; devlet olmanın zorunlu sonucudur. Milliyetçi Hareket Partisi bu çizgiyi günübirlik hesaplarla değil, milli ve tarihi sorumluluk bilinciyle inşa etmektedir.
18 Temmuz 2025 tarihi, bizim için sıradan bir görev devir teslimi değil; ağır bir emanetin omuzlarımıza yüklendiğini hissettiğimiz gündür. Biz görevle yükselmeyi değil; ağırlaşmayı biliriz.
Makamdan güç almayı değil; makama güç verebilmek için canla başka mücadele etmeyi dileriz. Rahatlığı değil; sorumlulukla ilerlemeyi hedef biliriz. Teşkilat terbiyemizle adımlarımızı; dava şuuruyla bilincimizi; Liderimize sadakatle gönlümüzü biçimlendiririz.
Liderimiz Sn. Devlet Bahçeli’nin talimatlarını aldığımız gibi yola revan olduğumuz “Hayırlı Günler Komşum” ziyaretleri, şeklen yapılan temaslar değil; milletle yüz yüze gelinen, güvenin yeniden inşa edildiği, devletin ve teşkilatımızın sahada görünür kılındığı temaslardır. Kapısı çalınan her hane, dinlenen her vatandaş; siyasetin merkezinin millet olduğunu bir kez daha teyit etmiştir.
Ayrıştırıcı değil, birleştirici; kışkırtıcı değil, yatıştırıcı; söylevler üzerinden değil açıklayıcı; üstten değil, milletle iç içe ve gönülden bir dil ve bilinç ile icra ettiğimiz Hayırlı Günler Komşum ziyaretleriyle çalınmadık kapı, gidilmedik köy, dokunulmadık bir yürek bırakmamaya söz verdik ve bu gayretle canımızı dişimize takarak ilerledik.
MHP Kahramanmaraş teşkilatımız; il yönetiminden ilçe başkanlarına dek tam uyum içinde hareket etmiş; kişisel ajandalara, hizipçi yaklaşımlara ve dağınıklığa izin vermemiştir. “Hizip değil hiza, ikilik değil dirlik” anlayışıyla attığımız her adım teşkilatımıza disiplin katmış, milletimizin takdirini toplamıştır.
Bugün MHP İl Başkanlığı Kahramanmaraş’ta, Liderimiz Sn. Devlet Bahçeli’nin koşulsuz şartsız, ama’sız, fakat’sız, bir adım gerisinde ve daima emrindedir.
Terörsüz Türkiye hedefi, Türk ve Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda devletinin yanındadır. Bu duruş geçici değildir. Bu çizgi konjonktürel değildir. Bu sadakat pazarlık konusu değildir. Dün böyleydik, bugün de böyleyiz, yarın da böyle olacağız. Yükümüz ağırdır, yolumuz uzundur. Sorumluluğumuz büyüktürama bu sorumluluk bizim namusumuzdur.
Attığımız her adımda destekçimiz olan başta Liderimiz, Genel Başkanımız Sn. Devlet Bahçeli’ye, Genel Başkan Yardımcımız Sn. Prof. Dr. Edip Semih Yalçın Beyefendi’ye ve Milliyetçi Hareket Partisi Kahramanmaraş Milletvekilimiz Sn. Doç. Dr. Zuhal Karakoç Hanımefendi’ye teşekkür ederiz. Allah bizleri bu davaya mahcup etmesin.
Devletine, davasına, teşkilatına yük olanlardan değil; yükünü taşıyanlardaneylesin. Yüreklerimizi üç hilalin ışığı altında ve Türk-İslam davası üstünde birleştirsin. Rabbim sayımızı artırsın, ülküye hizmet yolunda muvaffak kılsın.”

Zuhal Karakoç’un Mesajı Salonda Okundu
Toplantıda, MHP Kahramanmaraş Milletvekili Doç. Dr. Zuhal Karakoç’un gönderdiği mesaj da katılımcılarla paylaşıldı.
Milletvekili Karakoç’un birlik, dava bilinci ve teşkilat vurgusu içeren mesajı, MHP Kahramanmaraş Kadın, Aile, Çocuk ve Engelli Politikaları (KAÇEP) İl Başkanı Tamara Fettahlıoğlu tarafından kürsüden salonda bulunan teşkilat mensuplarına aktarıldı.
MHP Milletvekili Doç. Dr. Zuhal Karakoç’un mesajında şunlar kaydedildi:
“Bugün burada, bir dava uğruna yürünen yolun, çekilen çilenin, verilen emeğin; bir dava uğruna iki saatlik uykuyla ayakta durmanın, ihmal edilen evlatların muhasebesini yapmak; bir dava uğruna ödenen bedellerin hesabını bilmek; yeri geldiğinde dost kaybettiren, düşman kazandıran ama eğilmeyen, bükülmeyen bir duruşu teyit etmek ve MHP’nin Kahramanmaraş’taki iradesinin ne kadar diri, ne kadar sağlam ve ne kadar bilinçli olduğunu bir kez daha yüksek sesle göstermek için bir aradayız.
Salonlarda görüntü olsun diye toplanmadık. Ön safları kovalamadık. Laf olsun diye konuşmadık. Kürsüleri dava adamlığının tartısı bildik. Sözü namus saydık. Lidere sadakati şerefimizle bir kıldık.
Bir siyasi parti olmanın ötesindeyiz: Teşkilatı aile, Lideri baba, partimizi mektep, ülküyü istikamet, davayı karakter meselesi telakki ederiz.
Bu hareketin içinde olan herkes bilmelidir ki; burada yol arkadaşlığı, geçici menfaatlerle kurulmaz.
Burada bağ, makamla değil inançla kurulur. Burada duruş, koltukla değil omurgayla ölçülür.
Biz bu davayı; dün ne idiysek bugün de o kalarak, rüzgâra göre şekil almadan ve adımlarımızın hesabını sadece Liderimiz Sn. Devlet Bahçeli’ye ve aziz milletimize vererek taşıdık.
Şunun çok iyi bilinmesini isterim: Milliyetçi-Ülkücü Hareket’in içinde hesap yapanlar değil, yaptıklarının hesabını mahşer meydanında dimdik yürüyen cennet ehli misali verenler makbuldür. Teşkilatı bir basamak, davayı bir araç, yol arkadaşlarını birer rakip olarak görenlerin bu aileyle gönül bağı yoktur, olmayacaktır.
Bizim ailemizde hizip yoktur. Bizim siyasetimizde perde arkası yoktur.
Bizim yolumuzda dolambaçlı arka sokaklar değil şerefle yürünen bir istikamet vardır.
Biz ve dava arkadaşlarımız; gözü açık, hafızası güçlü ve feraseti yüksek bir bilinçle kuşanmıştır.
Kahramanmaraş’ta Türk-İslam ülküsüne gönül veren herkes şunu iyi bilmektedir: bu kutlu Hareket, hesabı bozmayı bilenlerin hareketidir. Kahramanmaraş’ta irade tektir. O irade, teşkilatın iradesidir. O irade, Liderimizin çizdiği istikamettir.
MHP’de sadakat, körlük değildir. Sadakat; bilerek, isteyerek ve inanarak saf tutmaktır. Sadakat, Liderinin arkasında durmak kadar, teşkilatın içinde fitneye geçit vermemektir. Makamlar gelip geçicidir, dostluklar bakidir. Sadakat, makamdan aldığı güçle dostluğa yüz çevirmemektir.
MHP Kahramanmaraş teşkilatı, bugüne kadar il başkanımız Sn. Mansur Metehan’ın başkanlığında nice sınavlardan alnının akıyla çıkmıştır. Bundan sonra da yorgunluk nedir, yılgınlık nedir, bilmeksizin yolumuza devam edeceğiz.
Türklük gurur ve şuuru, İslam fazileti ve ahlakı, dava adamlığı bilinciyle; Lider-Teşkilat-Doktrin ilkesinden sapmadan, yol arkadaşını satmadan, çıkarlar uğruna satılmadan Liderimiz Sn. Devlet Bahçeli’nin çizdiği istikamette yürüyen herkesle yolumuz birdir. Bunun dışında kalanların yolunun da yönünün de bizim için kıymeti harbiyesi yoktur.”
MHP Kahramanmaraş Milletvekili Doç. Dr. Zuhal Karakoç’un sözleri salondaki teşkilat mensuplarından uzun süre alkış aldı. Toplantı, teşkilat mensuplarının değerlendirmeleri ve karşılıklı istişarelerin ardından sona erdi.



