Abi, Abu Dabi, tabi tabi!!

 

MEHMET FİSKECİ (*)

Bizde özellikle aile büyüklerine, erkek kardeşe abi derler. Tanımadığımız kişi de bizden büyükse ve erkek ise, adını da bilmiyorsak, hitaben ‘Abi’ deriz, ya da ‘Ede’

Eşanlamlı nihayetinde.

Abi, ailenin büyüğü. Sözü geçen, sözü dinlenen, aile bireylerini koruyan, kollayan erkek adam. Şayet baba yoksa, ailenin ayakta kalması için her türlü fedakarlığı yapan, ailenin geçimine katkı sağlayan kişi. Cankurtarana simidi…

*

Peki, abi tamam da, Abu Dabi neyin nesi?

Birleşik Arap Emirliklerinin Basra Körfezi kıyısında yer alan yaklaşık 1 milyon nüfusu olan başkenti. Çölün ortasında bir vaha. Yazı ile alakası şundan, kafiyeli olsun istedim. Yoksa Osmanlı-Türk düşmanı, İsrail zulmü ve katliamı ile Filistin kan ağlarken, masum çocuklar ve siviller öldürülürken gıkı çıkmayan, Filistin’i tanımayan sözüm ona İslam ülkesi.

*

Makarayı başa sarıyor, ‘abi’ye geliyorum.

İsterseniz önce şehrin akil insanı yerine koyup, üst akıl diye tanımlayacağımız işadamlarına geliyorum. Hemen hatırladınız! Şıp diye tanıdınız!

Önce… Bir zamanlar bu şehirde sanayicilerin abisi denilince akla gelen isim, bu şehrin sanayileşmesi meselesinde başta işlerini, sağlığını ve ailesini dahi ihmal eden rahmetli Mehmet Balduk idi. Yatırımcıların önünü açtı, teşvik yasasından yararlanma noktasında bırak elini, gövdesini ortaya koydu. Şehrin sanayileşmesinde, büyümesinde mihenk taşıydı.

Fakat ne hazindir ki, onun da kıymetini bilemediler, TOBB başkanvekilliğinden indirmek için kırk kapıya deynek çaldılar, Allah bilir kimlere telefon etmediler, sonunda muratlarına erip, onu TOBB’dan indirdiler. Siyasiler, içerdeki işbirlikçiler, yereldekiler yani.

16 senelik döneminden ve vefatından sonra sanayiciler ve ticaret erbapları kendine gelemedi, şehir gerçek manada bir ‘abi’ bulamadı.     

*

Kipaş Yönetim Kurulu Başkanı sayın Hanifi Öksüz çok zengin bir işadamı. Holding patronu. Allah yalanı sevmez, şehrimizde yatırımın çeşitliliği meselesinde öncülük yapan girişimci işadamı. Maşallah, 10 binin üzerinde işçi çalıştırıyor.

Şu sıralar Ticaret ve Sanayi Odası toplantılarında, etkinliklerinde ve Kahramanmaraş İstiklalspor yönetiminde görüyoruz kendini. Kulübün Başkanı sevgili Gaffar Akarca ve Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel, spor adına, İstiklalspor adına elini taşın altına koyarken, tabi yönetimindeki işadamları da maddi anlamda takıma güç verecekler. Güçlü bir kadro için ellerini ceplerine sokacaklar.

Patronların genellikle ceplerinde akrep var derler. Fakat takımın yönetimine baktım, inşallah yanılıyorum.

Başarı dileklerimle…

*

Peki, holding patronu on bin üyesi bulunan sanayicilerin, ticaret erbaplarının abisi oldu mu, olabildi mi?

En yakınındaki arkadaşlarına sorun, ticaret erbaplarına sorun, size öyle şeyler söyleyecekler ki, dudaklarınız uçuklayacak, ‘vay be, yok canım daha neler!’ hayret nidalarını duyacaksınız.

Hiçbir şey bilmiyorsanız küçük sanayi sitesindeki esnafları ziyaret edin, onlara sorun, bakın size neler söyleyecekler.

Kendi iç dünyasında, dışarıda, perde arkasında, arka odalarda söylenen bunlar iken, seçim yapıldığında gençlikten söz eden sayın Öksüz, meclis başkanlığı için niye ısrar eder, onu da mesai arkadaşlarına sormak gerekiyor.

Çarşıya çıkın, yukarıdan aşağıya, soldan sağa bulmacaya cevap arar gibi sorun, cevap bulmaya çalışın, duyacağınız kelime şu olacaktır; ‘hayır!’

Herkesin malı, fabrikası, tarlası kendine. Hazine ve Maliye Bakanı olacak adam bizim Talat’a sorsanız, ‘zenginlik güzel şey!’

Zenginlik güzel de, sağlık ve itibarın yanında villaların, tepelerdeki konakların, bağ-bahçelerin, fabrikaların, işletmelerin ve tarlaların bir kıymeti harbiyesi yoktur.

Kurban kesimini ehil ve liyakatli insanlara bırakalım Kurban kesimini ehil ve liyakatli insanlara bırakalım

Anladınız siz!

*

Geldik siyasetin abi’sine… Yani zurnanın zırt dediği yere…

Şimdi sayın Prof. Dr. Vahit Kirişçi’yi bu koltuğa oturtmak istiyorlar. Kişiliğine, şahsiyetine eyvallah… Fakat Maraşlı mı, Adanalı mı olduğu meselesinde milletin kafası karışık, net değilken, bakanlık yaptığı dönemlerde dahi başarı çizgisini yakalayamamış sayın Kirişçi, üzülerek ifade etmek gerekirse siyasetin kalbine dokunamadı.

Yaşça büyük olsa da, etiket noktasında farklı konumda olsa da birleştirici, uzlaştırıcı, yapıcı siyasetini, temsil noktasında, yüreğinde biriktiremediği insan sevgisini vatandaşa empoze edemediği için, kusura bakmasın abilik yapamadı bu şehre. Meslektaşlarına, teşkilatlarına, kendi tabanına, seçmene…

Siyaset hiçbir dönemde olmadığı kadar sessiz, cılız, toplumun derdinden bihaber, vatandaşa uzak, basına sırtı dönük ve kayıtsız. Şehre dair sorunların çözümünde etkisiz, katkısız.

Biz onu halkın içinde görmek istiyoruz. Şehir yapılanma meselesinde denize düşmüş yılana sarılacak, derdini anlatabileceği, deva bulabileceği abilerini sadece Havaalanında birilerini karşılarken görüyor.

Esnaf kan ağlıyor, Kıbrıs Meydanı çevresindeki işyerleri ha yıkıldı ha yıkılacak, esnaf verilen süreye isyan ediyor, çaresizlikten dert küpüne dönmüş, yıkım süresinin uzatılması konusunda sadece Fırat Görgel’den medet umuyor, fakat derdini anlatacak kimse bulamıyor. Halka rağmen siyaset yapılmayacağını bilmesi lazım Vahit Bey’in.

Abi olmanın bir bedeli var, bunu ödeyemiyorsanız, yapamıyorsanız, bu meselede toplumda karşılığınızın olmadığını bile bile bir adım öne çıkın, ‘Ben-biz bu işte yokum-z!’ diye itirafta bulunun.

Ayıp değil.

*

Bitiriyorum; tüm yazılanlara, tüm söylenenlere, tüm göz önünde olanlara rağmen, siz bu isimlere hâlâ ‘abi’ mi diyorsunuz.

Cevap veriyorum; tabi tabi!!

(*) Maras Kimlik Gazetesi ve Haber Sitesi Sahibi

[email protected]

Editör: Akif Arslan