Aslen Kahramanmaraşlı: ALPEDO
Aslen Kahramanmaraşlı: ALPEDO
Sayın okurlarım,
Bu plaka, Alpedo’nun kimlik kartıdır; üzerinde "Aslen Kahramanmaraşlı" yazan, asla silinmeyecek bir mühürdür.
Şehirlerin bir ruhu vardır. Bu ruh caddelerden, binalardan veya meydanlardan değil, o şehrin insanlarının ortak sevinçlerinden, hüzünlerinden, hayallerinden ve en çok da vefa duygusundan beslenir. Bir markanın doğduğu topraklara olan borcu da işte o ruhla kurduğu bağda gizlidir.
Kahramanmaraş, son günlerde bu bağın ne kadar hayati olduğunu gösteren, samimi ve destansı bir gönül muhasebesine tanıklık ediyor.
Bu, toprağının sesini duyup ona siper olan bir öz evladın hikayesidir.
Hikâyenin bir tarafında, şehrin adıyla anılan, büyüyüp dünyaya açılan ancak yükseldikçe kökleriyle arasına mesafe koyduğu hissedilen bir dev vardı: Mado.
Şüphesiz, şehir bu küresel başarıyla gurur duyuyordu. Fakat gurur vefa bekler; sevgi karşılık ister. Şehrin ortak paydası ve gözbebeği olan İstiklalspor yalnız kaldığında, halkın gözü de kulağı da bu büyük evladını aradı.
Beklenen omuz, o sıcak el bir türlü uzanmayınca, kalplerde bir kırgınlık filizlendi. Bu, organize bir tepki değil yalnızca incinmiş bir aidiyet duygusunun sessiz feryadıdır.
Şehir, kendisini unutan markası MADO'ya gönül koydu.
İşte tam da bu kırgınlığın ortasında, şehrin bir başka değeri olan Alpedo, sessizliği bir haykırışla bozdu ve bu sesi duymayan kalmadı.
Bu, hesap kitapla yapılmış bir hamle değil, bir şehrin düşen bayrağını yerden kaldıran bir kahramanın içgüdüsel refleksidir.
Alpedo'nun, İstiklalspor için satışa çıkarılan "46 EDE 46" plakasına tam 10 milyon TL vererek sahip çıkması, bir Maraşlının yüreğinden kopan cömertliğin eseridir.
Bu eylem, her şeyden önce bir "duyma" eylemidir!
Alpedo; şehrin sitemini, taraftarın beklentisini ve kulübün bekleyişini duydu.
Bu ses, yönetim kurulu toplantılarının rasyonel duvarlarını aşıp doğrudan vicdana, o topraklara duyulan sadakate ulaştı.
Ardından, seçilen sembolün mütevazı bilgeliği gelir.
"46 EDE 46"...
Bu rakam ve harfleri bir araya getiren bu toprakların ta kendisidir.
Şehrin plakası "46" ile onun en has hitap şekli olan "Ede"yi birleştirmek, "Ben sizdenim, sizin dilinizle konuşur, sizin gibi hissederim" demenin en dürüst yoludur.
Bu plaka, Alpedo’nun kimlik kartıdır; üzerinde "Aslen Kahramanmaraşlı" yazan, asla silinmeyecek bir mühürdür.
Ve en önemlisi, bu bir "sorumluluk" üstlenmedir.
Bu jest, bir markanın, "Bu şehir sadece fabrikamın olduğu yer değil, benim yuvamdır. Bu takım, yalnızca bir spor kulübü değil, benim de sevdamdır. O dara düştüğünde elini tutmak boynumun borcudur." demesidir.
Alpedo ve Yönetim Kurulu Başkanı Yaşar Pekel, bu davranışıyla sadece bir plaka almadı, aynı zamanda tüm şehre yayılan bir umut ve gurur dalgasına sebep oldu.
Şehrin insanları, en zor zamanda bile içlerinden bir kahramanın çıkıp yaraları sarabileceğini gördü.
Bu olay, belki de Mado için bir ders, bir uyanış çağrısıdır. Bir markanın ruhunu kaybetmeden nasıl büyüyebileceğine, küreselleşirken yerel kalabilmenin erdemine dair, Alpedo’nun yazdığı canlı bir manifestodur.
Çünkü insanlar sadece ürünün kalitesine değil onu üretenlerin karakterine de değer verir.
Vefa, en lezzetli dondurmadan bile tatlıdır ve Maraş halkı bu tadı uzun süre unutmayacaktır.
Nihayetinde yaşanan, bir plakanın rekor fiyata satılması değildir.
Bu, vefa duygusunun, samimiyetin ve bir şehre duyulan karşılıksız sevginin paha biçilmez olduğunun kanıtıdır.
İstiklalspor’un yeni otobüsü, şehrin caddelerinde "46 EDE 46" plakasıyla her gezdiğinde, insanlar sadece bir ulaşım aracı görmeyecekler.
O plakada, en zor zamanda uzanan bir yardım elini, toprağına sahip çıkan ALPEDO'nun onurlu duruşunu ve bir şehrin yeniden alevlenen ortak gururunu görecekler.
https://www.aturkiye.com