Nizamettin BİLİCİ
Ankara’da suların sık sık kesildiği, su tasarrufunun artık bir tercih değil zorunluluk hâline geldiği günlerden birinde, evde bu meseleyi konuşuyorduk. Barajları, kuraklığı, tasarrufu… Derken eşim bir an durdu ve şunu söyledi:
“Barış Manço’nun sözleri hâlâ kulağımda:
‘Ne yapıyoruz? Diş fırçalarken musluğu kapatıyoruz.’
O günden sonra musluk açıkken diş fırçalamadım.”
Bu cümle, aslında her şeyi anlatıyordu.
Aradan on yıllar geçmişti. Ne kampanya vardı, ne afiş, ne zorlayıcı bir uyarı. Ama doğru yaşta, doğru tonda söylenen tek bir cümle; bir davranışa dönüşmüş, bir ömür boyu kalmıştı. İşte bu yüzden bu yazıyı yazma gereği hissettim.
Barış Manço Ne Yaptı?
Barış Manço’nun yaptığı şey bir reklam değildi.
Bir sosyal sorumluluk kampanyası hiç değildi.
Bir proje sunumu da değildi.
O, çocuklarla konuştu.
Ama yukarıdan bakarak değil; göz hizasında.
Suyun kıymetini anlatırken felaket senaryoları kurmadı.
Korkutmadı.
Bağırmadı.
Sadece doğru olanı yaptı:
Diş fırçalarken musluğu kapattı ve çocuklara da kapattırdı.
Canlı yayında.
Herkesin gözünün önünde.
Tekrar tekrar.
Bugün hâlâ milyonlarca insanın kulağında o cümle çınlıyorsa, bu bir tesadüf değil. Bu, toplumsal hafızaya yerleşmiş bir davranış öğretimidir.
Popülerlik Ne İşe Yarar?
Bugün dönüp baktığımızda şunu net biçimde görüyoruz:
Toplumda karşılığı olan bir kişinin söylediği tek bir cümle, bazen onlarca resmi kampanyadan daha etkili olabiliyor.
Çünkü mesele sadece ne söylendiği değil;
kimin söylediği, nasıl söylediği ve hangi yaşta söylendiği.
Barış Manço, çocuklar için güvenilir bir figürdü.
Aileden biri gibiydi.
O yüzden söylediği şey “öğüt” değil, alışkanlık oldu.
Bugün Aynı Etki Mümkün mü?
Evet, mümkün.
Ama herkes için değil.
Bugün toplumda sözü dinlenen, milyonlara ulaşan, çocukların ve gençlerin rol model olarak gördüğü çok sayıda insan var: sanatçılar, sporcular, oyuncular, içerik üreticileri…
Bu isimlerden bazıları su, çevre, doğa, eğitim gibi konularda insiyatif alıyor. Bunu görmek umut verici.
Ama aynı zamanda, bu etkiye sahip olduğu hâlde sessiz kalmayı tercih edenlerin sayısının da az olmadığı bir gerçek.
Oysa bu görünürlük yalnızca bireysel kazanç için kullanılan bir imkân değil.
Bu görünürlüğü mümkün kılan bir toplum var.
Ve bu ilişki tek yönlü değil.
Bu Ülke Hepimizin
Su meselesi yalnızca bir örnek.
Bu ülkenin faydasına olabilecek onlarca başlık var.
Su.
Doğa.
İklim.
Kültür.
Vatan sevgisi.
İnsan sevgisi.
Bunların hiçbiri soyut kavramlar değil.
Hepsi günlük hayatın içinde, küçük davranışlarla anlam kazanan değerler.
Toplumda karşılığı olan kişilerin, bu etkiyi yalnızca bireysel menfaatler için değil, toplum menfaatleri için de kullanması gerekir. Bu bir zorunluluk değil belki; ama güçlü bir sorumluluktur.
Çünkü bu insanları ünlü yapan, görünür kılan, izlenen ve dinlenen hâle getiren bu toplumdur. Ve bu bağın, en azından küçük bir karşılığı olmalıdır.
Barış Manço bunu bir borç hesabıyla yapmadı.
Ama geriye dönüp baktığımızda şunu görüyoruz:
Bir neslin suyla kurduğu ilişkiye dokundu.
Demem O ki;
Bugün asıl soru şudur:
Biz çocuklara neyi, nasıl öğretiyoruz?
Ve daha da önemlisi,
hangi cümleleri onların hafızasına emanet ediyoruz?
Bir musluğu kapatmak küçük bir şey gibi görünebilir.
Ama bir çocuğun hayatına yerleşiyorsa,
bir toplumun geleceğine dönüşür.
Barış Manço bunu başardı.
Bugün mesele şu:
Biz, bu ülkenin çocuklarına hangi davranışı miras bırakacağız?
Bu ülke hepimizin.
Ve bu ülkenin hafızasında yer edinmiş olmanın,
bu millete karşı küçük de olsa bir karşılığı olmalıdır.
Sevgi ve saygılarımla.





