Liman İşçisinin Bugüne Bıraktığı Uyarı
PROF. DR. MAHMUT YARDIMCIOĞLU
Bir liman işçisi dünyayı analiz etti. Üniversiteler susarken o konuştu. Eric Hoffer bize şunu hatırlattı: İnsan çoğu zaman gerçeğe değil, ait olmaya bağlanır.
Bazı düşünürler üniversite kürsülerinde doğar.
Bazıları saray koridorlarında.
Ama bazıları vardır ki, alın teriyle çalışan bir liman işçisi olarak dünyayı analiz eder.
Eric Hoffer
Eric Hoffer işte böyle bir adamdı. Ne akademisyendi ne de sistemin parçası. Ama sistemleri çözebilen bir zihne sahipti.
Onu yıllar önce okuduğumda sarsılmıştım. Çünkü Hoffer insanın en çıplak gerçeğini söylüyordu:
İnsan çoğu zaman hakikate değil, ait olmaya bağlanır.
Özellikle The True Believer eserinde kitle hareketlerini analiz ederken yaptığı tespit bugün hâlâ ürkütücüdür. Fanatik; gerçeğe en bağlı insan değil, kimliğe en aç insandır.
Bu cümle yalnızca 20. yüzyılı anlatmaz.
Bugünü anlatır.
Bugün insanlar fikirlerini savunmuyor çoğu zaman; aidiyetlerini savunuyor.
Düşünce üretmiyor; pozisyon alıyor.
Sorgulamıyor; taraf seçiyor.
Hoffer’ın en rahatsız edici uyarısı şuydu:
Kalabalık insanı büyütmez, çoğu zaman küçültür.
İdealler güzeldir.
Ama idealler bireyi silmeye başladığında tehlikelidir.
Ve bugün belki de en büyük krizimiz budur:
Sadakat, liyakatin önüne geçmişse…
Slogan, muhakemenin yerini almışsa…
Alkış, sorgulamadan daha değerli hâle gelmişse…
Orada artık fikir değil, psikoloji konuşuyordur.
Toplumlar fanatikle değil, düşünebilen bireyle yükselir.
Ama siyasal atmosfer bireyi değil kalabalığı besliyorsa, o zaman düşünmek cesaret, sorgulamak ise risk hâline gelir.
Ve en tehlikelisi şudur:
İnsanlar artık yanlış olma ihtimalini değil, yalnız kalma ihtimalini korkutucu buluyorsa…
İşte o zaman Hoffer yeniden okunmalıdır.
Kalabalık büyüdükçe hakikat küçülüyorsa, alkış yükseldikçe itiraz azalıyorsa, orada demokrasi değil, aidiyet hüküm sürer.
Hakikatin bedeli yalnızlıksa ve kalabalık alkışla büyüyorsa, o toplumda özgürlük değil, konforlu fanatizm vardır.
Sorgulamanın risk, sadakatin ödül olduğu yerde artık siyaset değil, kitle psikolojisi yönetir.
Bu yazı, yıllar önce zihnime bir soru bırakan bir liman işçisine vefa borcumdur. Çünkü bazı insanlar kürsülerden değil, karakterlerinden konuşur.
Yıllar önce okuduğum bir liman işçisi, bana düşünmenin yalnız kalmayı göze almak olduğunu öğretmişti. Bu yazı, o zihinsel borcun ifasıdır.


