Sofradaki Mesaj: Yeni Kahramanmaraş İçin Aynı Yöne Bakmak...
Hacı Ali GÜNEÇIKAN
Kahramanmaraş’ta bazı geceler vardır…
Sadece iftar değildir.
Sadece bir program değildir.
Aslında şehrin kalbinin attığı, nabzının yoklandığı anlardır.
KMTSO’nun geleneksel iftar programı işte tam olarak böyle bir geceydi.
Masada yemek vardı, evet…
Ama asıl konuşulan; gelecekti.
Asıl tartışılan; dönüşümdü.
Asıl hissedilen ise… hâlâ tam anlamıyla çözülmemiş bazı düğümlerdi.
Herkes gördü.
Herkes hissetti.
Sanayici ile bürokrasi arasında geçmişten gelen o ince gerilim, o görünmeyen mesafe…
Bu iftar sofrasında da kendini hissettirdi, atılan adım değerliydi..
Ama burada önemli olan şu:
O havayı kim değiştirmeye çalıştı?
Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel…
Sadece bir başkan gibi değil,
birleştirici bir figür gibi,
bir “denge unsuru” gibi davrandı. Sayın Hanefi Öksüz’e gece boyu yüzündeki gülücükle sıcak bir ilgi gösterdi.
Siyasetin en zor tarafı budur zaten:
Krizleri büyütmek kolaydır…
Ama yumuşatmak, toparlamak, aynı masada tutmak… işte orası ustalık ister.
Görgel’in o akşam yaptığı tam olarak buydu.
Ve o masada bir isim daha vardı…
Sayın Valimiz Mükerrem Ünlüer
Devlet dediğimiz kavram bazen bir kanun maddesi değil.
Bazen bir imzada değil.
Bazen bir bakıştır.
Hani diyoruz ya “devlet aklı” diye..
Vali Ünlüer’in duruşu şunu hatırlattı:
Devlet; sertliğiyle değil,
adaletiyle hatırlanır.
Devlet; mesafesiyle değil,
güveniyle büyür.
Ve en önemlisi…
Devlet, kriz anında taraf olmaz.
Denge olur.
O gece Vahit bakanın yanında o dengeyi koruma çabası, aslında “yeni Kahramanmaraş”ın nasıl yönetilmesi gerektiğinin de bir fotoğrafıydı. Şehrimiz için çok değerli bir insan.
Masada bir başka kritik isim daha vardı:
Sayın Bakan Vahit Kirişçi
Onun konuşması klasik bir protokol konuşması değildi.
Alt metni çok netti:
“Bu şehir ayağa kalktı…
Ama şimdi yönünü doğru belirlemeli.”
Pandemi, deprem, krizler…
Türkiye’nin üretimden vazgeçmeyen iradesini anlatırken aslında şunu söyledi:
Kahramanmaraş sadece toparlanmakla yetinemez.
Artık sıçramak zorunda.
Ve bu sıçrama;
kırgınlıkla değil,
koordinasyonla olur.
KMTSO Meclis Başkanı Sayın Hanefi Öksüz’ün o cümlesi geceye damga vurdu:
“Sel gider, kum kalır…”
Evet.
Çok doğru bir söz.
Ama eksik kalırsa tehlikelidir.
Çünkü mesele sadece selin gitmesi değil…
Kumun neye dönüşeceğidir.
Eğer o kumdan yeni bir şehir inşa edemezsen,
o kum sadece dağılır.
Bugün Kahramanmaraş tam o eşikte.
Ya geçmişin kırgınlıklarını büyütecek…
Ya da o kırgınlıkları yeni bir vizyonun harcına katacak.
Açık konuşalım…
Deprem bu şehre çok şey öğretti.
Ama hâlâ öğrenmemiz gereken bir şey var:
Aynı masada oturup farklı hesaplar yapmak,
bu şehre kaybettirir.
Artık kim haklı, kim güçlü meselesi değil bu…
Artık mesele şu:
Kim bu şehri gerçekten büyütmek istiyor?
Yeni Kahramanmaraş;
küslükle kurulmaz.
Mesafeyle büyümez.
İnce hesaplarla ayağa kalkmaz.
O gece aslında çok net bir fotoğraf verdi:
Bir tarafta üretmek isteyen bir şehir,
bir tarafta yönetmek isteyen bir irade,
ve arada hâlâ tam kapanmamış mesafeler…
Ama umut şu:
Masalar hâlâ kuruluyor.
İnsanlar hâlâ bir araya geliyor.
Söz hâlâ bitmiş değil.
Bu mesele görünenin ötesinde, bu şehrin kaderine dokunan derin bir başlık.
Bir sofrada başlayan bu fotoğraf, aslında Kahramanmaraş’ın yarınını şekillendirecek iradenin aynası.
Ve şunu unutmayalım:
Aynı masada oturmak yetmez…
Aynı yöne bakabilmek gerekir.
Eğer bunu başarabilirsek…
İşte o zaman gerçekten
“Yeni Kahramanmaraş” başlar.
Bayramımız bayram ola..
Vesselam.
Not: Bir sonraki yazımda; Sayın Öksüz’ün tasarruf çağrısını, Sayın Buluntu’nun teknolojik dönüşüm vizyonunu, Sayın Narlı’nın Cumhurbaşkanımıza gönülden teşekkürünü ve Sayın Vahit Kirişçi’nin bu süreçteki lokomotif rolünü daha derinlemesine ele almaya çalışacağım.