Yiyemediğin … Başına Geçmeyeceksin
AKİF ARSLAN yazıyor
Bu ülkede bir koltuk, bir yetki, bir söz hakkı garip bir şekilde herkese yakışıyor sanılıyor. Oysa hayatın çok basit bir kuralı var; sokakta da geçerli, mutfakta da, devlette de: Yiyemediğin … başına geçmeyeceksin.
Herkes her işi yapamaz. Herkes her yükü taşıyamaz. Ama gel gör ki, memlekette en çok rastlanan manzara, altından kalkamayacağı işlere heves eden insanlar. Bilgisi yok, deneyimi yok, sorumluluk alma niyeti yok ama en önde o var. Sonra işler sarpa sarınca suçlu aranıyor: Sistem bozuk, zaman kötü, insanlar nankör… Her şey suçlu, bir tek başa geçen değil.
Oysa mesele çok net. Bir lokmayı yutamayacaksan tabağa uzanmayacaksın. Yönetemeyeceksen yönetmeye talip olmayacaksın. Kararlarının bedelini ödeyemeyeceksen o kararı verme cüretini göstermeyeceksin. Çünkü o … yenmediğinde, kokusu sadece seni değil, etrafındaki herkesi rahatsız ediyor.
Asıl trajedi şu: Bu heveskârlık masum da değil. Çoğu zaman bilinçli. “Ben yapamam” demek zor geliyor insana. Ego izin vermiyor. Güç sarhoşluğu ağır basıyor. Sonuçta olan yine başkasına oluyor; emeği çalınana, zamanı boşa gidene, umudu törpülenene.
Belki de yeniden öğrenmemiz gereken şey çok ilkel, çok basit: Haddini bilmek. Herkesin her şeyi yapması gerekmiyor. Yapamayacağını kabul etmek bir zayıflık değil, aksine nadir bulunan bir erdem.
O yüzden başa geçmeden önce bir durup düşünmekte fayda var. Önünde duran şey gerçekten yenebileceğin bir lokma mı, yoksa seni ve etrafındakileri perişan edecek bir yük mü? Cevap net değilse, kural da net:
Yiyemediğin … başına geçmeyeceksin.
Not: … yerleri anlayan anlamıştır